Kavramlar Sözlüğü
Sohbetlerimizde geçen ilmi ve teknoloji kavramları
Türkiye'nin en keskin kalemlerinden. Cündioğlu, dil felsefesinden İslâm düşüncesine, hermenötikten eğitim eleştirisine uzanan geniş bir yelpazede düşünür — ama onu farklı kılan şey düşüncenin kendisini düşünmesidir. "Okumak" nedir, "anlamak" ne demektir, "bilmek" ile "sanmak" arasındaki uçurum nerededir? Bu soruları yüzeyde bırakmaz, dibine kadar iner. Muhteri'nin ruhuna çok yakın bir isim: çünkü Cündioğlu kolay cevaplardan değil doğru sorulardan yana tavır alır. Onu tanımak, Türkçe düşünmenin ne kadar derin olabileceğini fark etmektir. (Ama biz kendisini eskisi kadar takip etmiyoruz)
📎 İlgili etkinlikler:
11. yüzyılın dev düşünürü, "nedensellik zorunlu değildir" diyerek çağının ötesine uzanan bir tez ortaya koydu. Tehâfütü'l-Felâsife'de Aristotelesçi filozoflara meydan okuyan Gazzali, ateşin pamuğu yakmasının zorunlu bir bağ değil Allah'ın her an yeniden yarattığı bir "âdet" olduğunu savundu. Batı'da Hume ancak yedi asır sonra benzer bir cesaret gösterebildi. Gazzali'yi önemli kılan sadece söyledikleri değil, hem aklı hem kalbi birlikte kullanma cesaretiydi. O, bilgiyi parçalamayı değil bütünlemeyi seçti.
📎 İlgili etkinlikler:
"Evet, İsmet Özel" — Türk düşünce hayatının en sarsıcı isimlerinden. Şair olarak başladığı yolculukta Marksizmden İslâm'a geçişi yüzeysel bir dönüşüm değil, köklü bir medeniyet sorgulamasıydı. "Üç Mesele"de teknik, medeniyet ve toplum ilişkisini cesurca ele aldı. İsmet Özel, kolay kategorize edilmeyi reddeden biri: ne yalnızca şair, ne yalnızca düşünür, ne yalnızca muhalif. Muhteri için önemli çünkü sorulardan kaçmak yerine soruların tam ortasında durmayı tercih etti.
📎 İlgili etkinlikler:
Şihabüddin Sühreverdî'nin 12. yüzyılda kurduğu "aydınlanma felsefesi." İşrak, kelime olarak "doğudan gelen ışık" demektir. Sühreverdî, Aristoteles'in mantık temelli felsefesinin yetersiz kaldığını savunarak bilgiyi yalnızca akılla değil, sezgi ve ilahi aydınlanmayla da elde edebileceğimizi öne sürdü. Eski İran hikmet geleneğini İslâm felsefesiyle harmanlayan İşrakilik, İbn Sînâ'nın meşşâî geleneğine güçlü bir alternatif oluşturdu. Molla Sadrâ'dan Seyyid Hüseyin Nasr'a uzanan çizgide İşrakilik'in etkisi hâlâ yaşıyor. Bilgiye ulaşmanın tek yolunun akıl olmadığını savunan bu gelenek, pozitivist çağda yeniden düşünülmeyi hak ediyor.
📎 İlgili etkinlikler:
Modern dünyanın en güçlü gelenek savunucularından. İranlı-Amerikalı filozof Nasr, Batı'nın bilim ve teknoloji ile kazandığı her şeyin aslında kutsal olanla bağını koparma pahasına elde edildiğini söyler. Ona göre doğa "kutsal bir kitap"tır ve modern bilim bu kitabı okumayı değil sömürmeyi tercih etmiştir. Nasr, İslâm bilim geleneğini Batılı akademinin anlayabileceği dilde yeniden sunan ender düşünürlerden biridir. Çevre krizi, anlam kaybı, teknoloji bağımlılığı — Nasr'a göre bunların hepsi aynı hastalığın belirtileri: kutsaldan kopuş. Muhteri'de Nasr'ı konuşmak, "ilerleme" dediğimiz şeyin bizi nereye götürdüğünü sorgulamaktır.
📎 İlgili etkinlikler:
14-15. yüzyılın büyük İslâm mantıkçısı ve kelamcısı. Cürcani, "Ta'rifât" adlı eseriyle İslâm düşüncesinin kavram haritasını çıkardı — yüzlerce felsefi ve teolojik terimi tanımlayarak düşüncenin netleşmesine katkıda bulundu. Kelam, mantık, felsefe ve dil bilimini bir arada yürüten ender zihinlerden biriydi. Onu önemli kılan şey sadece ne söylediği değil, düşünmenin kendisini disipline etmesidir. Kavramları bulanık kullandığımızda düşünce de bulanıklaşır — Cürcani bu bulanıklığı temizleyen adamdır.
📎 İlgili etkinlikler: