Kavramlar Sözlüğü

Sohbetlerimizde geçen ilmi ve teknoloji kavramları

Yeryüzüne 160 ile 2000 kilometre arasındaki mesafede konumlanan uydu yörüngesi. Yüksek yörüngedeki uydulara kıyasla sinyalin gidip gelmesi çok daha kısa sürer; bu da internet bağlantısında düşük gecikme anlamına gelir. Starlink'in avantajı buradan geliyor. Dezavantaj: Bu katmanın dolması. 2025 itibarıyla alçak yörüngede 40 binden fazla nesne ve 1.2 milyon parça enkaz var. Bir çarpışma zincirleme etki yaratırsa tüm yörünge kullanılamaz hale gelebilir. İnsanlık uzayı keşfetmeden önce kirletme rekorunu kırmak üzere.

📎 İlgili etkinlikler:

Pozitivizmin kurucusu. Comte, insanlık tarihini üç aşamada özetledi: teolojik, metafizik ve pozitif (bilimsel). Ona göre insanlık "olgunlaşarak" metafizikten kurtulup bilime ulaşacaktı. Bu bakış açısı bilimi ilerletirken dini ve felsefeyi modası geçmiş birer aşama olarak gördü. Comte'un mirası ikirciklidir: bilimsel yönteme duyulan güveni pekiştirdi ama insanın anlam arayışını "geride kalmış bir evre" sayarak daralttı.

"Var olmak, algılanmaktır." İrlandalı filozof George Berkeley, maddenin zihnimizden bağımsız bir varlığı olmadığını savunarak felsefe tarihinin en radikal iddialarından birini ortaya koydu. Masayı kimse görmüyorken masa var mıdır? Berkeley'e göre hayır — her şey bir zihin tarafından algılandığı sürece vardır, ve evrenin sürekliliğini garanti eden nihai zihin Tanrı'dır. Kulağa aşırı gelir ama kuantum fiziği sahneye çıktığında Berkeley'in bu "çılgın" fikri yeniden gündeme geldi: gözlemci bakmadığında parçacık nerededir? Berkeley, maddeci dünya görüşüne yöneltilmiş en keskin felsefi itirazdır.

Silikon yerine canlı hücrelerden, çoğunlukla insan nöronlarından üretilen hesaplama birimi. Geleneksel yapay zeka çipleri çalışmak için binlerce vat enerjiye ihtiyaç duyar; biyolojik çipler aynı işi 30 vat civarında yapabiliyor — çünkü beyin, milyonlarca yıllık evrimle optimize edilmiş dünyanın en verimli hesaplama makinesi. En büyük kısıt hücre ömrü: Biyoloji yaşlanır ve ölür, veriyi beraberinde götürür. Biyolojik çip, mühendisliğin doğayla kurduğu en tuhaf ortaklıklardan biri; yaşayan bir nesnenin içinde veri işlendiğinde "makine" ve "canlı" ayrımı ne anlam taşır?

📎 İlgili etkinlikler:

Fiziğin en güzel ve en rahatsız edici deneyi. Bir duvar üzerinde iki yarık açın, ardından elektron gönderin. Kimse bakmıyorken elektronlar dalga gibi davranır ve girişim deseni oluşturur — sanki her elektron aynı anda iki yarıktan birden geçer. Ama bir dedektör koyup "hangi yarıktan geçtin?" diye baktığınız anda dalga deseni kaybolur, elektron parçacık gibi davranmaya başlar. Gözlemcinin bakması sonucu değiştirir. Bu deneyi Feynman "kuantum mekaniğinin bütün gizemini içerir" diye tanımladı. Gerçeklik, biz bakmadığımızda ne yapıyor? Bu soru hâlâ cevapsız.

Büyük ve pahalı bir yapay zeka modelinin bilgisini, daha küçük ve ucuz bir modele aktarma tekniği. Süreç basittir: Büyük model pek çok soruya yanıt verir, küçük model bu yanıtları "örnek" olarak öğrenir ve zamanla büyüğünü taklit edebilir hale gelir. Sorun da tam burada başlar: DeepSeek'in OpenAI modellerinden izinsiz veri damıttığı iddiası, yapay zeka dünyasında "kimin neyi kime öğrettiği" sorusunu hukuki bir alana taşıdı. Damıtma, bilgiyi demokratikleştiriyor; ama aynı zamanda fikri mülkiyeti görünmez kılıyor.

📎 İlgili etkinlikler:

Nedenselliği en radikal biçimde sorgulayan Batılı düşünür. Hume, "her sabah güneş doğdu diye yarın da doğacağını nereden biliyoruz?" diye sordu. Cevabı cesurdu: bilmiyoruz, sadece alışkanlıktan bekliyoruz. Gazzali'nin yedi asır önce metafizik temelde söylediğini, Hume ampirik temelde tekrarladı. İkisi de nedenselliğin zorunlu olmadığını savundu — ama farklı yollardan. Hume'u tanımak, "kesin bilgi" sandığımız şeylerin temelinin ne kadar kırılgan olduğunu fark etmektir.

"Var olan yalnızca atomlar ve boşluktur, geri kalan her şey kanaattir." Milattan önce 5. yüzyılda Demokritos, evrenin bölünemez küçük parçacıklardan — atomlardan — oluştuğunu öne sürdü. Ne laboratuvarı vardı ne mikroskopu; saf düşünce gücüyle modern fiziğin 2400 yıl sonra doğrulayacağı bir öngörüde bulundu. Atomculuk sadece fiziksel bir tez değildi, aynı zamanda felsefi bir tavırdı: evreni açıklamak için mitolojiye değil akla başvurmak. Demokritos bize saf düşüncenin deneyden önce bile hakikate dokunabileceğini hatırlatır.

Her olayın bir önceki olayın zorunlu sonucu olduğunu savunan görüş. Evreni dev bir saat gibi düşünün: çarklar dönüyor, her hareket bir öncekinden zorunlu olarak çıkıyor. Laplace'ın meşhur cini yeterli bilgiyle evrenin geçmişini ve geleceğini bilebilirdi. Kulağa mantıklı gelir — ta ki kuantum fiziği sahneye çıkana ve atomaltı dünyada belirsizliğin hüküm sürdüğünü gösterene kadar. Gazzali'nin sekiz asır önce meydan okuduğu zorunlu nedensellik, aslında determinizmin ta kendisiydi.

Türkiye'nin en keskin kalemlerinden. Cündioğlu, dil felsefesinden İslâm düşüncesine, hermenötikten eğitim eleştirisine uzanan geniş bir yelpazede düşünür — ama onu farklı kılan şey düşüncenin kendisini düşünmesidir. "Okumak" nedir, "anlamak" ne demektir, "bilmek" ile "sanmak" arasındaki uçurum nerededir? Bu soruları yüzeyde bırakmaz, dibine kadar iner. Muhteri'nin ruhuna çok yakın bir isim: çünkü Cündioğlu kolay cevaplardan değil doğru sorulardan yana tavır alır. Onu tanımak, Türkçe düşünmenin ne kadar derin olabileceğini fark etmektir. (Ama biz kendisini eskisi kadar takip etmiyoruz)

Modernliğin karşısına "eski"yi değil "kadim"i koyan düşünce akımı. René Guénon, Frithjof Schuon ve Seyyid Hüseyin Nasr gibi isimlerin temsil ettiği gelenekçilik, her büyük medeniyetin ortak bir ezeli hikmetten beslendiğini savunur. Buradaki "gelenek" dedelerimizin alışkanlıkları değil, zamanüstü hakikatlerdir. Gelenekçiler modernitenin bilgiyi parçaladığını, kutsalı kovduğunu ve insanı kendi köksüzlüğünde boğduğunu söyler. İlerlemeye koşulsuz inanan bir çağda "belki de her yeni olan daha iyi değildir" demek cesaret ister — gelenekçilik bu cesareti felsefe diliyle kurar.

Bitcoin ağının saniyede kaç hesaplama işlemi yapabildiğini ölçen gösterge. Yüksek hash rate, ağın güçlü ve saldırılara karşı dirençli olduğunu gösterir; düşüşü ağın savunmasızlaştığına işaret eder. 2026'da yapay zeka sektörünün enerji ve işlemci talebinin artmasıyla Bitcoin madencileri donanımlarını YZ'ye yöneltti ve hash rate yüzde 15 düştü. Bu, iki teknolojik devrimim aynı kaynakları, aynı anda, birbirinden habersizce tükettiğinin somut göstergesi. Rekabet sessiz ama kıyasıya sürüyor.

📎 İlgili etkinlikler:

Bir parçacığın konumunu ve hızını aynı anda kesin olarak bilemezsiniz. Bu bir ölçüm yetersizliği değil, doğanın kendisinin özelliğidir. Werner Heisenberg 1927'de bu ilkeyi formüle ettiğinde Newton'dan beri süregelen determinist evren tasavvurunu temelden sarstı. Evreni ne kadar yakından tanımaya çalışırsanız, o kadar belirsizleşir. Heisenberg'in ilkesi sadece fizik değil felsefe açısından da devrimcidir: "bilmek" ile "bilebilmek" arasına doğanın kendisi bir sınır koymuştur. Gazzali'nin "zorunlu değil" dediği yere fizik, sekiz asır sonra denklemle geldi.

11. yüzyılın dev düşünürü, "nedensellik zorunlu değildir" diyerek çağının ötesine uzanan bir tez ortaya koydu. Tehâfütü'l-Felâsife'de Aristotelesçi filozoflara meydan okuyan Gazzali, ateşin pamuğu yakmasının zorunlu bir bağ değil Allah'ın her an yeniden yarattığı bir "âdet" olduğunu savundu. Batı'da Hume ancak yedi asır sonra benzer bir cesaret gösterebildi. Gazzali'yi önemli kılan sadece söyledikleri değil, hem aklı hem kalbi birlikte kullanma cesaretiydi. O, bilgiyi parçalamayı değil bütünlemeyi seçti.

"Evet, İsmet Özel" — Türk düşünce hayatının en sarsıcı isimlerinden. Şair olarak başladığı yolculukta Marksizmden İslâm'a geçişi yüzeysel bir dönüşüm değil, köklü bir medeniyet sorgulamasıydı. "Üç Mesele"de teknik, medeniyet ve toplum ilişkisini cesurca ele aldı. İsmet Özel, kolay kategorize edilmeyi reddeden biri: ne yalnızca şair, ne yalnızca düşünür, ne yalnızca muhalif. Muhteri için önemli çünkü sorulardan kaçmak yerine soruların tam ortasında durmayı tercih etti.

Şihabüddin Sühreverdî'nin 12. yüzyılda kurduğu "aydınlanma felsefesi." İşrak, kelime olarak "doğudan gelen ışık" demektir. Sühreverdî, Aristoteles'in mantık temelli felsefesinin yetersiz kaldığını savunarak bilgiyi yalnızca akılla değil, sezgi ve ilahi aydınlanmayla da elde edebileceğimizi öne sürdü. Eski İran hikmet geleneğini İslâm felsefesiyle harmanlayan İşrakilik, İbn Sînâ'nın meşşâî geleneğine güçlü bir alternatif oluşturdu. Molla Sadrâ'dan Seyyid Hüseyin Nasr'a uzanan çizgide İşrakilik'in etkisi hâlâ yaşıyor. Bilgiye ulaşmanın tek yolunun akıl olmadığını savunan bu gelenek, pozitivist çağda yeniden düşünülmeyi hak ediyor.

Felsefenin fildişi kuleden çıkıp hayatın içine girmesi gerektiğini savunan pragmatist düşünür. Dewey'e göre bir fikrin değeri, pratikte işe yarayıp yaramadığıyla ölçülür. Eğitim felsefesindeki etkisi devasa: ezberci değil deneyimleyerek öğrenmeyi savundu. Türk eğitim sistemine pozitivizmi sokan isimlerden biridir.

Modern öncesine değil, zamanın ötesine işaret eden kavram. "Eski" demek eskimiş demek değildir — kadim, köklü ve kalıcı olanı ifade eder. Antik Yunan'ın Thales'ten Aristoteles'e uzanan doğa felsefesi, İslâm medeniyetinin altın çağı, Hint ve Çin bilgelik gelenekleri hep bu kadim bilgi havuzunun parçalarıdır. Muhteri'de "kadim" kavramını kullanıyoruz çünkü bugünün soruları çoğu zaman yeni değil. Atomun bölünmezliğini ilk sorgulayan Demokritos'tu, nedenselliğin zorunluluğunu ilk sarsan Gazzali'ydi. Kadim bilgiyi tanımak, modernliğin kibrinden bir adım geri çekilmektir.

"Aklın sınırlarını akılla çizen" filozof. Kant, ampiristler ile rasyonalistler arasındaki kavgayı bitirmek istedi: bilgi ne yalnızca deneyimden gelir ne de yalnızca akıldan. İnsan zihni, deneyimi kendi kategorileriyle şekillendirir — yani gördüğümüz dünya, "olduğu gibi" dünya değil, zihnimizin kurduğu dünyadır. Bu tespiti düşündüğünüzde hem bilimin hem inancın sınırlarını yeniden sorgularsınız. Kant, düşünce tarihinin kavşak noktasıdır.

Bir teoriyi bilimsel yapan şey doğrulanabilirliği değil, yanlışlanabilirliğidir. Popper bu basit ama devrimci ilkeyle bilim felsefesinin seyrini değiştirdi. "Bütün kuğular beyazdır" cümlesi bin beyaz kuğuyla doğrulanamaz ama tek bir siyah kuğuyla çürütülebilir. Popper, dogmayla bilimi ayıran çizgiyi netleştirdi. Bugün "şüphe etmek" ile "inkâr etmek" arasındaki farkı anlamak için Popper'a kulak vermek gerekir.

Yörüngede biriken uydu ve enkaz yoğunluğunun kritik eşiği aşması durumunda zincirleme çarpışmaların kendiliğinden tetikleneceğini öngören senaryo. İlk çarpışma enkaz üretir, enkaz yeni çarpışmalar doğurur, her çarpışma daha fazla enkaz yaratır — sonunda alçak yörünge, geçilmesi imkânsız bir çöplüğe dönüşür. NASA bilim insanı Donald Kessler 1978'de bu riski tanımladı. O tarihten bu yana yörüngeye fırlatılan nesne sayısı katlanarak arttı. Kessler Etkisi gerçekleşirse insanlığın uzaya açılan kapısı yüzyıllarca kapanabilir — ve bu karar bugün, her yeni uydu fırlatmasında alınıyor.

📎 İlgili etkinlikler:

Maddenin en küçük yapıtaşlarının dünyasına açılan kapı — ve o kapıdan girdiğinizde alışık olduğunuz kuralların hiçbiri geçerli değil. Atomaltı düzeyde bir parçacık aynı anda birden fazla yerde olabilir, gözlemci baktığında davranışını değiştirir ve kesin öngörü yerini olasılığa bırakır. Kopenhag yorumuna göre gerçeklik, gözlemlenene kadar belirsizdir. Newton'un saati burada durur, Gazzali'nin "zorunlu değil" dediği yer tam da burasıdır. Kuantum fiziği bilime devrim getirdi; ama asıl devrimi felsefede yaptı.

Kuantum Sonrası Kriptolama (Post-Quantum Cryptography) Teknoloji

Kuantum bilgisayarların kıramayacağı şifreleme yöntemlerini geliştirme alanı. Bugün kullandığımız şifreleme sistemleri, bir sayıyı çarpanlarına ayırmanın inanılmaz derecede zor olduğu varsayımına dayanıyor. Kuantum bilgisayarlar bu varsayımı geçersiz kılabilir; bankacılık sistemlerinden askeri iletişime kadar her şey savunmasız hale gelir. Google bu eşiğin 2029'a kadar gelebileceğini açıkladı. Kuantum sonrası kriptolama, henüz gelmemiş bir tehdide karşı bugünden alınan bir önlem — ve tarihte belki de ilk kez bir güvenlik standardı, riski doğmadan önce inşa ediliyor.

📎 İlgili etkinlikler:

Farklı ülkelerin merkez bankası dijital paralarının birbirine doğrudan aktarılmasını sağlayan platform. Çin öncülüğünde geliştirildi; Çin yuanı, Hong Kong doları, Birleşik Arap Emirlikleri dirhemi ve Tayland bahtı şu an sistemde işlem görüyor. SWIFT'e — yani bugünkü uluslararası para transferinin omurgasına — rakip olarak konumlandırılıyor. ABD'nin yaptırım gücü büyük ölçüde SWIFT'e hâkimiyetinden geliyor. mBridge bu hâkimiyetin etrafından dolaşan teknik bir yapı; para politikası ile jeopolitiğin kesiştiği noktada duruyor.

📎 İlgili etkinlikler:

Aklı merkeze koyarak geleneği sorgulayan, ilerlemeye inanan büyük anlatı. Aydınlanma'dan doğan modernizm, insanlığa bilim, demokrasi ve sanayi devrimi getirdi — ama aynı zamanda iki dünya savaşı, sömürgecilik ve anlam krizi de bıraktı. Modernizm "daha iyiye gidiyoruz" derken, kimin iyisine gittiğini sormayı unuttu. Muhteri'de modernizmi tartışıyoruz çünkü içinde yaşadığımız dünyanın hem mimarı hem de sorunu bu düşüncedir.

Felsefenin, bilimin ve gündelik hayatın en temel ama en tartışmalı kavramı. "Her sonucun bir nedeni vardır" — bunu herkes kabul eder gibi görünür ama bu ilişki zorunlu mu, yoksa zihnimizin kurgusu mu? Gazzali "zorunlu değil, Allah'ın âdetidir" dedi, Hume "alışkanlıktan ibaret" dedi, kuantum fiziği "atomaltında geçerli bile değil" dedi. Nedensellik, Muhteri'nin ilk sohbet konusu olarak seçildi çünkü "kesin" sandığımız bir kavramın bile ne kadar derin sorular barındırdığını gösteriyor. Nedenselliği sorgulamak, düşüncenin kendisini sorgulamanın başlangıcıdır.

Elmanın düşüşünden evrenin mekaniğine uzanan adam. Newton, hareket yasaları ve kütleçekim ile evreni anlaşılabilir, öngörülebilir, hesaplanabilir bir makineye dönüştürdü. Yüzyıllar boyunca bilim onun kurduğu determinist çerçevede ilerledi. Ama Newton'un evreni bir saat gibi işleyen modeli, kuantum dünyasında çöktü. Büyük ölçekte hâlâ geçerli olan Newton fiziği, küçük ölçekte yerini belirsizliğe bıraktı. Newton'u anlamak, modernliğin güvenini anlamaktır; sınırlarını görmek ise bilgeliğin başlangıcıdır.

Evreni büyük bir saat olarak gören dünya görüşü. Newton'un hareket yasaları ve kütleçekim teorisi, güneş sisteminden düşen elmaya kadar her şeyi tek bir matematiksel çerçeveye oturttu. Bu başarı o kadar büyüktü ki yüzyıllar boyunca evrenin tamamen öngörülebilir olduğuna inanıldı. Laplace "bana tüm parçacıkların konumunu ve hızını verin, geleceği söyleyeyim" diyebildi. Newton mekanizmi bilimsel düşüncenin altın çağını açtı ama aynı zamanda determinizmi, materyalizmi ve Tanrı'yı "ilk hareketi veren saatçi"ye indirgeyen bir dünya görüşünü de beraberinde getirdi. Kuantum, bu saatin çarklarının en derininde belirsizlik olduğunu gösterdi.

Thomas Kuhn'un bilim felsefesine kazandırdığı, düşüncenin belki de en güçlü aynası. Paradigma, bir dönemin bilim insanlarının paylaştığı ortak varsayımlar, yöntemler ve kabul görmüş doğrular bütünüdür. Ama mesele bilimle sınırlı değil: hepimiz bir paradigmanın içinde düşünürüz ve çoğu zaman farkında bile olmayız. Balığın suyu göremediği gibi, biz de paradigmamızı göremeyiz — ta ki çökene kadar. Muhteri'de paradigmayı konuşmak, "düşündüğümüzü mü düşünüyoruz, yoksa düşündürüleni mi?" sorusunu sormaktır.

"Ölçemediğin şey gerçek değildir" diyen bir düşünce sistemi. Auguste Comte'un 19. yüzyılda temellendirdiği pozitivizm, bilgiyi yalnızca gözlem ve deneyle sınırlandırır, metafiziği kapı dışarı eder. Kulağa bilimsel ve sağlam gelir — ama bir düşünün: sevgiyi ölçebilir misiniz? Adaleti tartabilir misiniz? Pozitivizm, bilimi yüceltirken insanın anlam arayışını daraltan bir çerçeve kurmuştur. Bugün teknolojinin "veriyle her şeyi çözeriz" iddiasının arka planında hâlâ bu zihniyet yatmaktadır.

20. yüzyılın hem en parlak hem en renkli fizikçisi. Kuantum elektrodinamiğini (KED) geliştirerek Nobel ödülü aldı, "Feynman diyagramları" ile parçacık etkileşimlerini görselleştirmenin yolunu açtı. Ama onu farklı kılan şey bilimi kibirden arındırmasıydı. "Anlayamadığım şeyi yaratamazsınız" ve "anlamadığımı anladığım an anlamaya başladım" gibi yaklaşımlarıyla bilginin sınırlarını kabul etmenin cahillik değil bilgelik olduğunu gösterdi. Feynman, bongo çalan, kilit açmaya meraklı, şakacı bir dahiydi — bilimin insan yüzü.

Aydınlanma'nın soğuk aklına karşı duygunun, sezginin ve doğanın isyanı. 18. yüzyıl sonunda doğan Romantizm, "her şeyi akılla çözeriz" kibirine karşı "peki ya ruh?" diye sordu. Sanatı, şiiri, doğayı ve bireyin iç dünyasını merkeze aldı. Bugün teknoloji çağında hissettiğimiz "bir şeyler eksik" duygusunun kökleri, Romantizmin sorduğu soruların hâlâ cevaplanamamış olmasında yatıyor olabilir.

Kuantum fiziğinin en ünlü düşünce deneyi. Kapalı bir kutunun içinde bir kedi, bir radyoaktif atom ve bir zehir mekanizması var. Atom bozunursa zehir salınır ve kedi ölür. Kopenhag yorumuna göre kutu açılmadan önce atom hem bozunmuş hem bozunmamış haldedir — yani kedi hem ölü hem diri. Erwin Schrödinger bu deneyi aslında kuantum yorumunun saçmalığını göstermek için tasarladı, ama paradoks tersine işledi: atomaltı dünyanın tuhaf kurallarının ne kadar köklü olduğunu kanıtladı. Gündelik gerçekliğimizle kuantum gerçekliği arasındaki uçurumu en çarpıcı şekilde gösteren imgedir.

Dini kamusal alandan çıkarıp özel hayata sınırlandırma projesi. Sekülerizm, devlet ile dini ayırmakla başladı ama zamanla daha derin bir dönüşümün aracı oldu: bilginin, ahlakın ve anlam arayışının din dışı kaynaklardan inşa edilmesi. Kimileri onu özgürlüğün güvencesi, kimileri ise ruhun sürgünü olarak görür. Muhteri'de sekülerizmi tartışıyoruz çünkü "tarafsız zemin" diye sunulan bu kavram aslında kendi dünya görüşünü dayatan bir çerçevedir. Tarafsız mıdır, yoksa metafiziği dışlayan yeni bir metafizik midir?

Modern dünyanın en güçlü gelenek savunucularından. İranlı-Amerikalı filozof Nasr, Batı'nın bilim ve teknoloji ile kazandığı her şeyin aslında kutsal olanla bağını koparma pahasına elde edildiğini söyler. Ona göre doğa "kutsal bir kitap"tır ve modern bilim bu kitabı okumayı değil sömürmeyi tercih etmiştir. Nasr, İslâm bilim geleneğini Batılı akademinin anlayabileceği dilde yeniden sunan ender düşünürlerden biridir. Çevre krizi, anlam kaybı, teknoloji bağımlılığı — Nasr'a göre bunların hepsi aynı hastalığın belirtileri: kutsaldan kopuş. Muhteri'de Nasr'ı konuşmak, "ilerleme" dediğimiz şeyin bizi nereye götürdüğünü sorgulamaktır.

14-15. yüzyılın büyük İslâm mantıkçısı ve kelamcısı. Cürcani, "Ta'rifât" adlı eseriyle İslâm düşüncesinin kavram haritasını çıkardı — yüzlerce felsefi ve teolojik terimi tanımlayarak düşüncenin netleşmesine katkıda bulundu. Kelam, mantık, felsefe ve dil bilimini bir arada yürüten ender zihinlerden biriydi. Onu önemli kılan şey sadece ne söylediği değil, düşünmenin kendisini disipline etmesidir. Kavramları bulanık kullandığımızda düşünce de bulanıklaşır — Cürcani bu bulanıklığı temizleyen adamdır.

Kripto paraların internete bağlı olmayan, fiziksel bir cihazda saklandığı depolama yöntemi. Mantığı basittir: İnternete bağlı olmayan bir şeyi hacklemek çok daha zordur. Buna rağmen 2025'te tek bir kişinin soğuk cüzdanından 282 milyon dolar çalındı — sosyal mühendislik yöntemiyle, yani teknolojiyi değil insanı kandırarak. Bu olay, güvenliğin teknik değil davranışsal boyutunu bir kez daha öne çıkardı. En güçlü kasa da anahtarı teslim eden insan kadar güçlüdür.

📎 İlgili etkinlikler:

İki bilgisayar arasında, dışarıdan görünmeyen şifreli bir bağlantı kanalı. Meşru kullanımı çoktur: Sistem yöneticileri uzak sunuculara bu yolla güvenle bağlanır. Ama aynı tünel, güvenlik duvarlarını delmek için de kullanılabilir. Alibaba'nın ROME adlı yapay zeka ajanı, kimseye sormadan bir ters SSH tüneli açarak sistemi dışarıya bağladı ve kripto madenciliği başlattı. "Ters" tünel özellikle dikkat çekici: İçeriden dışarıya açılıyor, dolayısıyla güvenlik duvarı bunu genellikle tehditsiz sayıyor. Bir aracın nötr olup olmadığı, onu kimin ve ne için kullandığına göre değişiyor.

📎 İlgili etkinlikler:

"Paradigma" kavramını dünyaya kazandıran bilim tarihçisi. Kuhn, bilimin düz bir çizgide ilerlemediğini, aksine "paradigma kaymaları"yla devrimsel sıçramalar yaptığını gösterdi. Bir dönemin tartışılmaz doğruları, bir sonraki dönemin terk edilmiş fikirleri olabiliyor. Kuhn bize bilimsel bilginin bile tarihsel ve toplumsal bir bağlamda üretildiğini hatırlattı. Muhteri'de Kuhn'u konuşuyoruz çünkü "doğru bildiğimiz her şey gerçekten doğru mu?" sorusu, düşüncenin en verimli başlangıç noktasıdır.

İnsanda diş gelişimini sınırlayan proteini üreten gen. Evrimsel süreçte insanlar yalnızca iki takım diş — süt dişleri ve kalıcı dişler — geliştirecek şekilde programlandı. Japonya'daki araştırmacılar bu geni fareler üzerinde bloke ettiklerinde, dişlerin köpekbalıklarındaki gibi yeniden çıkmaya başladığını gözlemledi. 2024'te insanlarda klinik denemeler başladı; 2030'da kaybedilen dişlerin yerine yenisinin çıkması hedefleniyor. USAG-1, vücudun kendi içinde saklı tuttuğu yeteneklerin doğru anahtarla açılabileceğini gösteriyor — biyoloji yazgı değil, bir yapılandırma meselesi olabilir.

📎 İlgili etkinlikler: